Derin mavi
Aşk Denizde Saklı
Güzel güneşli bir günün sabahında erkenden uyandım. Akşam erken yatıp iyice dinlemiştim, kendimi derin mavinin kollarına atmak için sabırsızlanıyordum. Bu derin sevdanın tohumu içimde dallanıp budaklanmis damarlarimdan kanımın her zerresine yayılmış tüm bedenimi sarmış vazgeçilmez bir hal almıştı. O bensiz yapabilirdi belki ama ben onsuz asla.
Onu görmeden sesini duymadan o mis gibi iyot kokusunu içime taaa bronşlarıma kadar çekmeden kendimi yaşıyor hissetmiyordum, adeta nefessizlikten boğuluyor gibi hissediyordum. Hazırlanıp bindim motoruma, yola koyuldum. Bugün deniz her zamankinden daha güzeldi sanki. Sanki beni bir başka çağırıyordu. Motorun gazına bastıkça iyot kokulu serin havası bağrıma vuruyor, vuruyor ama o serinlik içimdeki derin mavi yangınını söndürmüyor hatta hafifletmiyordu bile, dahada körükleyip alevlendiriyordu. Kulağıma bir başka fısıldıyordu aşkını. gelll gellll ne olursan ol gel yine bana gel.
Issız bucaksız sonu olmayan derin mavinin önünde dikildim, sesine kulak verdim. Beni çağırıyordu ve kalbim başka atıyordu bugün, bir an önce kucaklaşmak için attım kendimi derin mavinin kollarına.
Derin bir nefes aldım nefessiz dünya ya, Akıntıyı arkama alıp palet vurdum uçar gibi süzüldüm derin mavinin içinde, akıntısı aldı beni götürdü kalbinin taaa derinliklerine. O dünya çok farklı bir dünya yeşilin mavi ile harmanlandığı kendimi bulduğum, rahat hissettiğim ve hatta dünyanın bütün kötülüklerinin olmadığı stresini sıkıntısını unuttuğum dünya...
Onun aşkı ile atan kalbimin sesi denizin pıtırtı ve tıkırtılarına karışıyordu. Her yıl bu mevsimlerde suların ısınmaya başlaması ile planktonlar ürer ve deniz sarı- yeşil bir örtüye bürünür. Görüş net olmadığı için derinler dahada karanlık oluyor ve bu karanlık insanın içini ürpertiyordu. Kim bilir o yeşil sis bulutunun altında gizlenmiş ne canlı türleri vardı benim varlığından habersiz ve ben de onlardan habersiz.
Sular bulanık ve görüş olmadığı için kısa zıpkınımı almıştım, kısa zıpkınımın makarası da diğer zıpkınlarıma göre makarası küçüktü. Süzüldüm yar başı taşlarından derin karanlık ve ürkütücü sulara. Ürkütücü olsa da kalp atışlarını hızlandıran derin mavi aşkı idi. Küçük balıklar bulanıklığı içinde etrafımda geziyor beni göremiyorlardi, belki de beni kabullenmişler varlığından rahatsız olmuyorlardi. Onları seyrederken bir anda kaçışmaya başladılar. Eyvah dedim ne oluyor, yoksa mekanın sahipleri mi geldi 😁 dev cüsseli bir Orkinos geçti önümden. Öyle heybetliydi ki karanlık suları adeta yararak geldi. Bi ona baktım birde elimdeki kısa Zıpkına, ne avlamaya yeterli gücü vardi nede beni yukarı çıkaracak ipi .Yukarı çıktım biraz dinlenip nefeslendikten sonra az daha açığa gidip biraz daha derine dalmayı düşündüm. Derinler karanlik olsa da bulanıklık biraz daha azdır diye düşündüm yılların vermiş olduğu tecrübe ile. Dalışıma geçtim yar başından aşağı sallandım, balık Çağırıcım ile avcı balıkların dikkatini çekecek melodili tıkırtılar çıkarmaya başladım. Bir anda etrafımı büyük cüsseli beyaz parıltılar sardı ama sular bulanık olduğu için ne olduğu tam anlaşılmıyordu. Sürünerek yar başından aşağı biraz daha ilerledim, o da ne ? Kalabalık bir akya sürüsü önümden geçiyor hatta geçmiş gidiyor. Arkasından atış yapsan zıpkınım kısa olduğu için atış menzilimden uzakta. Öylece baka kaldim, bulanıklık ta sesi duyup gelmişler anlaşılan . gitti gönlümün efendisi diye üzülürken son kez balık Çağırıcımı tıkırdattim ama nafile. Gitmişti dev akyalar, üzgün ve boynu bükük bir şekilde derin mavinin karanlık sularından çıkmayı düşünürken bir anda üzerimde beni süzen iri bir çift göz le göz göze geldik. Bana çok yakındı korkusuz bir şekilde etrafımda geziyor. Tereddüt etmeden nişan alıp tetiğe dokundum, tam 12 den vurmuştum öylece hareketsiz kaldı. Tamam bu sefer kolay olmuştu alıp onu derin maviden kendi dünyama dönebilirdim. Kısa zıpkınım büyük bir iş başarmış büyük bir av avlamıştı. Makaramı açarak kendi dünyama döndüm, ipten asılarak birazdan o iri cüsseli kalp atışlarımı hızlandıran büyülü canlıyı kollarıma almanın hayalini kurarken şok ta olan balık bir anda canlandı ve deli gibi asılmaya başladı. Zıpkınımın küçük makarasındaki ip saniyeler içinde bitti ve beni derine çekmeye başladı. O beni derin maviye kendi dünyasına götürmek için asılıyor bende onu kendi dünyama götürmek için yukarı asılıyordum. Beni sürükleyerek daha açığa ve daha derine götürdü. Deli gibi palet vurarak su üzerinde kalmaya ve ara ara az da olsa nefes almaya çalışıyordum. Nefessiz kalmıştım, artık gücüm tükenmek üzereydi.
Ya o beni alıp götürecekti derin maviye kaybolup gidecektim kollarında yada benim dünyama gelecekti. İkimizde çok uğraş vermiştik, ama o pes etti ve son nefesini benim kollarımda verdi. Kucağıma alıp yorgun bitkin bir şekilde kumlara uzandık. Buruk bir sevinç vardı yine içimde, onu derin maviden koparmanın hüznü diğer yanda çocuklarıma torunlarıma anlatacağım aşk dolu macera dolu efsane bir avın hikayesi. Mavi ile sevgi ile kalın , sağlıkla dalın
Yazar : _Çetin Ege Doğan _
( Her hakkı saklıdır izinsiz kullanılamaz.)